Dalların yerlere kadar uzanmış ve gülücüklerinde boğulmuşsun.Çürük bir ağaç dalı kadar çaresiz ve sürüklenmek için mavi rüzgarlara hasret yaşıyorsun.Ne bir soranın var ne de seni arayacak kadar boş vakti olan bir kişilik.Sevgilerden yoksun yaşamak sanıyorsun nefes almayı ve kadeh kaldırırken söylenecek bir cümle dahi kuramıyorsun aslında.Beyninin odaları bomboş ve çaresizsin boş vakitlerinde. Bütün dünya her kurşun düştüğünde yere bir damla yaş dökerken; sen umursamazca gülmeye yelteniyorsun.
Hey ! Topraklar kırmızıya boyandı ve ciğerler su topladı.Yaprak gibi dökülmüyor artık takvim sayfaları.Son güneş çoktan battı ve ay eşlik ediyor ayak izlerimize.Uyanma vaktin çoktan geçti. Zamanlaman yanlış olacak ve kış güneşi sanacaksın ilerdeki şehrin ateşini…

Reklamlar