Ketum Zerdüştlere âşık olmak istedin hep gözlerin kapalı. Kapı menteşelerinden daha soğuk ve kilitliydi çevren, hiçbir mantığa açmıyordu kapısını. Pitikare mor kravatını doladın boynuna, sistemlerin nefesini kesmek adına. Kendine seranad ettin mürekkepleri her saniye, düştü tansiyonun yerlerde süründü. Silgileri âşık ettin kendine ketum Zerdüştlerden korktuğun için belki de.
Ergonomik düşler hayal ederken düştün sürtüşlere belki de baharın üçüncü devre arasında. Kendini unuttuğun adreslere yazdın isimsiz mektupları defalarca. Acılar fışkırırken satır aralarından bembeyaz, camdan ayakkabılarını giydin gece yarılarına varana kadar güneş.
O kadar güzeldin ki plastik punk gibiydin; ne yüzünde bir pürüz var, ne de ruhunda bir kusur.
Oksijen maskelerimize narkoz mu koymuşlar yıllardır? Nedir bu ay bulanıklığındaki göz merceğinden fışkıran yaşlar? Karşımıza çıkan bütün devinimleri tuzaklayıp ateşlere verdik mi? Kendi kendine sorduğun sorularda götürmüyor üç yanlış bir doğruyu.
Ne dersen de ve ne yaparsan yap ; kendinden daha iyisi yok.

Reklamlar