Yaşamın nasıl ortaya çıktığı hala tartışılan bir konu. Ancak bilim adamı Darwin’in onlarca yıldır tartışılan Evrim Teorisi, bilimsel kabul görmeyen yaradılışçılık teorisinin yanında alternatifsiz konumunu sürdürüyor

Eski Ahit, ‘Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı’ der.

İnsanlar, yüzyıllar boyunca, canlıların oluşumunu açıklamak için, İncil’de geçen ‘Yaratılış Teorisi’ne başvurmuşlardı.

Bunun yanı sıra Kur’an-ı Kerim’de de yine Allah’ın tartışmasız bir şekilde kainatı, insanları ve diğer varlıkları yaratan tek güç olduğu belirtiliyor.

Bunun karşısındaysa Charles Darwin’in ‘Türlerin Kökeni’ kitabında ortaya attığı ‘Evrim Teorisi’ yer alıyor.

Modern doğa bilimlerinin şu anki şeklini almasına öncülük eden kişi olarak kabul edilen Charles Darwin’in doğumunun 200’üncü yıl dönümü bu yıl tüm dünyada özel etkinliklerle kutlanıyor. Bu konuda araştırmalar yapan Konstanz Üniversitesi Evrim Biyolojisi Profesörü Axel Meyer’le Deutsche Well muhabiri Stefan Heinlein’ın yaptığı söyleşiyi sunuyoruz:

– Darwin’in doğumunun 200’üncü yıldönümü sizce gerçekten kutlanması gereken bir gün mü?

Meyer: Evet, elbette. Dün derste bir parti düzenledik ve bu özel anı pasta ve şampanyayla kutladık.

– Modern bir doğa bilimci olarak, bugün sizce Darwin ve onun Evrim Teorisi nasıl bir öneme sahip?

Meyer: Bu teori, modern evrim biyolojisinin temelini oluşturuyor. Darwin’in bundan 150 yıl önce, bugün neler olacağını tahmin etmesi mümkün değildi. Ancak yine de yazdıkları, evrimin işleyişinin temel mekanizmasını içeriyor.

– Darwin’in yeniçağın en önemli bilim adamlarından biri olduğunu savunanlar var. Bu yargıya katılıyor musunuz?

Meyer: Kesinlikle. Sahip olduğu popülerlik ancak Freud veya Einstein ile karşılaştırılabilir.

– Sayın Meyer, daha önce İncil’de geçen “Yaratılış Teorisi” insanın oluşumunu temellendirmek için kullanılıyordu. Darwin bundan 150 yıl önce teorisini ortaya koyarken ne gibi zorluklarla yüz yüze geldi.

Meyer: Görüşlerinin din ve insanın anlamıyla ilgili çekeceği tepkileri tahmin etmesi, kitabını yayımlamak için neden bu kadar beklediği konusuna bir miktar açıklık getirebilir. Eşinin koyu bir dindar olması gibi birtakım ailevi nedenler de söz konusu.

– Darwin bilinçli olarak ilk hücrenin, ilk canlının nasıl ortaya çıktığı konusuna açıklık getirmemiş.

Meyer: Bu konuda çok fazla bir şey söylememiş. Yaşamın nasıl ortaya çıktığı, hala çok tartışılan bir konu… Bir kez canlılar oluştuktan sonra, tüm bilim adamları Darwin’in açıklamış olduğu türlerin dönüşümü ve doğal seleksiyon yoluyla, şu anki karmaşıklık ve çeşitliliğe kavuşulduğu konusunda birleşiyorlar.

– Darwin, doğa bilimlerinin kendilerine, evrim teorisi sonrasında net bir sınır çizeceklerini, kendilerini din bilimden ve inançtan tamamen ayıracaklarını tahmin ediyor muydu?

Meyer: Bu yanıtlaması zor bir soru. Darwin biricik kızını kaybettikten sonra, tanrıya inanmaktan vazgeçmiş. Belki de bu, kitabını yayımlamayı geciktirmesindeki bir diğer nedendi. Sanırım bu olaydan sonra, kendisinin agnostik olduğunu söylemiş. Ancak tanrı inancı ile dünyaya bilimsel açıdan bakmak arasında aşılamaz bir aykırılık olduğunu düşünüyor muydu, emin değilim.

– Peki, semavî dinlere inanan biri de aynı zamanda “evrimci” olabilir mi?

Meyer: Kişisel görüşüme göre hayır. Bence birbirleriyle çelişiyorlar. Bir yandan evrim biyoloğu olup diğer yandan dindar olmak pek alışılageldik bir durum değil.

– Darwin’in evrim teorisine karşı ortaya atılmış bilimsel bir alternatif var mı?

Meyer: Hayır yok. Yeni yaratılışçılık veya yaratılışçılık teorileri var ancak bunlar bilimsel olarak kabul gören teoriler değil. Darwin’in evrimle ilgili görüşlerine bilimsel bir alternatif oluşturmuyorlar.

– İnsanın maymundan türediği tezine sizin yaklaşımınız nasıl?

Meyer: İnsan maymundan geliyor derken bahsedilen, primatlarla aynı soydan geldiğimiz. Bazı evrim biyologları, tüm farklılıklarına rağmen insanı varoluşun tepe noktası olarak değil, sadece var olan başka bir tür olarak görürler.

– Darwin’in bundan 150 yıl önce ortaya attığı görüşleri hala sağlam bilimsel bir temele dayanıyor mu, yoksa yeni araştırmalar sayesinde durum değişti mi?

Meyer: Darwin bazı şeyleri anlamamış ya da yanlış anlamış. Örneğin Alfred Wegener, kıtaların kayması kuramını, Darwin’in evrim teorisinden çok sonra ortaya attı. Bu yüzden Darwin’in, türlerin kıtalar üzerindeki coğrafi olarak yayılması ile ilgili bazı görüşleri yanlış. Bu gayet doğal… Genin ve genetiğin henüz keşfedilmediği bir çağda yaşıyordu. O zamanlar ne Mendel yasaları, ne molekülerbiyoloji ne de genomik vardı. Ancak bu yeni disiplinler evrim biyolojisine, Darvin’in evrim teorisini destekleyen açılımlar getirdi.

– Sayın Meyer, bilindiği gibi “çevrenin değişen koşullarına uyum sağlamak için türler değişiyor ve yeni türler oluşuyor fikri” evrim teorisinin çekirdeğini oluşturuyor. Küresel ısınmayla ilgili olarak da Charles Darwin’in evrimle ilgili fikirlerini göz önünde bulundurabilir miyiz?

Meyer: Bu ne açıdan baktığınıza bağlı… Bu bir yandan belli canlılar için bir doğal seleksiyon nedeni. Ancak diğer yandan iklim değişikliği, insanın dünyayı değiştirmesi yüzünden ortaya çıkan bir durum… Asya’daki veya Güney Amerika’daki dev yağmur ormanlarının nasıl katledildiğini düşünün. Canlıların yaşam alanlarına verilen zarar, tüm dünya tarihinde belki de ancak dördüncü veya beşinci kez bu kadar şiddetli bir şekilde türlerin yok oluşuna sebep oluyor.

– Yani evrim değişen çevre koşullarına rağmen devam eden bir süreç…

Meyer: Elbette. Ancak bir hızlanma söz konusu. Küresel ısınmayı tetiklediğimiz için değişim daha çabuk olacak. Dünyanın soğuduğu ve ısındığı jeolojik devirler daha önce de yaşandı. Sadece o zaman hızlandırıcı olarak insan faktörü ortada yoktu.

Kaynak: Deutsche Welle ve Radikal Gazetesi