Edebiyat


Otostopçu’nun Galaksi Rehberi, ünlü bir İngiliz yazar olan Douglas Adams‘ın 5 kitaptan oluşan bilim kurgu serisinin ve aynı zamanda serinin ilk kitabının ismi. Kitap hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse; tamamen sakin bir hayat yaşamak, hayatına temel yaşamsal fonksiyon olarak soğuk bira ve güzel çay içmek kavramını oturtmak isteyen, kendi halinde, üstelik fazlasıyla uysal biri olan Arthur Dent, bir sabah uyanır ve evinin yıkılıp yerine kestirme bir yol inşa edilmek istenildiğini öğrenir; ama bu yalnızca bir başlangıçtır. Daha bir saat bile geçmeden gezegeni yıldız sisteminden geçen hiperuzaysal bir ekspres yolun inşa edilmesi için yok edilecek ve yanında yoldaşı Ford Prefect, üstünde yıpranmış sabahlığı, elinde havlusuyla galaksi boyunca sürecek inanılmaz bir yolculuğa çıkacaktır. (daha&helliip;)

Sinemaya yeni ve eşsiz boyutlar getiren Stanley Kubrick’in bütün filmleri ‘her tarafından vasatlık taşan bir endüstride’ ender görülen bir damgayı taşımaktaydı. Kubrick, filmlerinin her şeyi ile ilgilenen ve en iyisi olması için gerekirse filmini iki veya üç yılda çekmekten kaçınmayan bir mükemmeliyetçi olarak bilindi her zaman.

Stanley Kubrick, ister korku, ister bilim kurgu olsun, üzerinde çalıştığı her türü kendisi fiilen yeniden icat etmiş bir yönetmendir. Gene D. Philips’in derlediği Stanley Kubrick kitabı yönetmen hakkında geniş bilgiler içeriyor. Toplanan söyleşiler, yapıldıkları dönemde onun henüz başlangıç aşamasında olan projelerine referanslar da içeriyor ve fikirlerini olgunlaştırana kadar onları uzun zaman boyunca beslediğini gösteriyor. 1971’de yaptığı bir söyleşide Kubrick, yazar Arthur Schnitzler’in 1926’da yayımladığı Traumnovell’in (Hayal Hikâyesi) adaptasyonunu yapmayı planladığından bahsediyor. Bu söyleşiden otuz yıl sonra, cinsel takıntı ve kıskançlığı irdeleyen roman, Kubrick’in son filmi Gözleri Tamamen Kapalı’ya dönüşüyordu. (daha&helliip;)

“Ezmeye çalıştığın bu insanlar, senin muhtaç olduğun herkestir.
Biz senin çamaşırını yıkayan, yemeğini pişiren ve önüne getiren insanlarız. Senin yatağını biz yapıyoruz. Uykudayken seni biz koruyoruz. Ambulanslarını biz kullanıyoruz. Telefonlarını biz bağlıyoruz. Bizler ahçıyız, taksi şoförüyüz ve senin hakkında her şeyi biliyoruz. Sigorta bildirimlerini, kredi kartı ödemelerini biz takip ediyoruz. Hayatının her alanını biz denetliyoruz.” , “Biz istersek bu medeniyeti zamanından önce karanlık bir çağa sokabiliriz.”
(Dövüş Kulübü)

‘Dövüş Kulübü’, ‘Tıkanma’ gibi sert romanların yazarı Chuck Palahniuk, aslında partilerde bir köşeye çekiliveren sıkılgan bir insan olduğunu söylüyor. Yine de edebiyat etkinliklerinde çeşitli çılgınlıklar yapıp odakta kalmayı seviyor. Amerika’nın en ünlü ve en tartışmalı yazarlarından biri değilken Palahniuk Freightliner’da dizel tamircisiymiş. İsviçre’nin küçük yolcu uçaklarının hidroliklerinden bahsederken neden bahsettiğini bildiği hissini veriyor.

İsviçre’de bunaltıcı bir Locarno sabahı. Ünlü ‘Dövüş Kulübü’nün ünlü yazarı Chuck Palahniuk bir gün önce yaptığı korkunç uçuşu anlatıyor neşeyle. “Hidrolikler bozuldu. Tam inişe geçiyorduk ki bir anda alarmlar çalmaya başladı. Zürih’e geri uçup oraya iniş yapmak zorunda kaldık. İniş çok zor oldu. Ondan sonrası da zaten tam bir kaostu.” (daha&helliip;)

21

Sky Harbor Uluslararası Havaalanında uyanırsın.
Saatini iki saat geri al.

Servis otobüsüyle Phoenix’e gidiyorum ve girdiğim her barda, iyi bir yumruğun yanak etini, kemiğin sivri kenarına paketlemesi sonucu, gözünün kenarında dikişler olan herifler görüyorum. Burunları yamulmuş olan herifler var ve bardaki bu herifler beni yanağımdaki büzüşmüş delikle görüyorlar ve bir anda aile oluveriyoruz.

Tyler uzun bir süredir eve gelmiyor. Ben küçük işime gidiyorum. Bir havaalanından diğerine koşturup, içinde insanların öldüğü arabalara bakıyorum. Seyahatin büyüsü. Minik bir hayat. Minik sabunlar. Minik uçak koltukları.

Gittiğim her yerde Tyler’ı soruyorum.
Onu bulma ihtimaline karşılık, kurban ettiğim on iki kişinin ehliyetini cebimde taşıyorum.
Girdiğim her barda, her lanet olası barda dövülmüş herifler görüyorum. Gittiğim her barda boynuma sarılıp, bana bira ısmarlamak istiyorlar. Hangi barların dövüş kulübü olduğunu zaten biliyormuşum gibi. (daha&helliip;)

17

Patronum masama başka bir kağıt parçası daha getiriyor ve dirseğimin hizasına yerleştiriyor. Artık kravat bile takmıyorum. Patronum mavi kravatını taktığına göre, bugün Perşembe olmalı. Patronun odasının kapısı sürekli kapalı ve fotokopi makinesinde dövüş kulübü kurallarını bulduğundan beri günde iki kelimeden fazla hiç konuşmadık ve belki de ben bir tüfekle onun bağırsaklarını dışarı çıkaracağımı ima ettim. Yine ortalıkta şebek gibi geziniyorum işte.

Yada Ulaştırma Bakanlığındaki Uyumluluk konusuyla ilgilenen insanları arayabilirim. Üretime girmeden önce hiçbir çarpışma testinde başarılı olamamış bir ön koltuk destek mekanizması var.
Nereye bakacağınızı bilirseniz, her yerde yanmış cesetler görebilirsiniz. (daha&helliip;)

13

Regent Oteline vardığımda Marla, bornozla lobide bekliyordu. Beni işten arayıp, jimnastik, kütüphane, çamaşır yada iş çıkışı için ne halt planlıyorsam ekip, kendisini ziyaret etmemi istedi.
Marla’nın aramasının sebebi bu, çünkü benden nefret ediyor.
Kolajen yatırım fonuyla ilgili hiçbir şey söylemiyor.

Marla’nın söylemeye çalıştığı şey, ona bir kıyak yapıp yapamayacağımla ilgili. Öğleden sonra yatakta yatıyormuş. Marla, Meals on Wheels’in Marla’nın ölü komşularına teslim ettiği yemeklerle yaşıyor; Marla yemekleri komşularının yerine teslim alıyor ve onların uyuduğunu söylüyor. (daha&helliip;)

Sonraki Sayfa »